Belediye yıkım kararlarında en sık yapılan hatalar

İmar hukukunda, belediyelere ve il özel idarelerine kanunla verilen en önemli yetkilerden biri, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların yıkımına karar verme yetkisidir.
Ancak bu yetki, kamu gücü kullanımıyla özel mülkiyete doğrudan müdahale anlamına geldiğinden, hem usul hem de gerekçe bakımından son derece dikkatli kullanılmalıdır.

Uygulamada belediyeler, yıkım kararlarını çoğu zaman aceleyle ya da usule aykırı şekilde tesis etmekte; bu durum da idari yargıda iptal davalarının çoğunda idare aleyhine sonuçlanmasına yol açmaktadır.


Yıkım Kararının Dayanağı: İmar Kanunu m.32 ve m.42

Yıkım kararlarının hukuki dayanağı esas olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesidir.
Bu maddeye göre:

“Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılan yapılar belediye veya valiliklerce tespit edilir, mühürlenir ve durum yapı sahibine bildirilir. Verilen süre içinde aykırılık giderilmezse yıkım kararı alınır.”

Dolayısıyla, yıkım kararı verilebilmesi için öncelikle tespit, mühürleme, süre verme ve aykırılığın giderilmemesi gerekir.
Ne var ki belediyeler bu aşamalardan bir veya birkaçını atlayarak doğrudan yıkım kararı tesis etmekte, bu da işlemi hukuka aykırı hale getirmektedir.


En Sık Görülen Hatalar

a) Tespit ve Mühürleme İşleminin Usulsüz Yapılması

Bir yapının ruhsatsız veya aykırı olduğunun teknik raporla tespit edilmesi gerekir.
Uygulamada bazen belediye personeli, hiçbir teknik inceleme yapmadan sadece şikâyet dilekçesine dayanarak tespit tutanağı düzenlemektedir.
Bu durumda işlem eksik incelemeye dayandığı için iptal edilmektedir.
Ayrıca mühürleme işlemi yapılmadan yıkım kararı verilmesi, İmar Kanunu m.32’ye açık aykırılık teşkil eder.

b) Yapı Sahibine Bildirim Yapılmaması

Yıkım kararları, ilgilisine tebliğ edilmeden uygulanamaz.
Danıştay kararlarına göre, malik, yapı sahibi veya fiilen inşaatı yapan kişi, kararın tarafıdır.
Bazı belediyeler, yalnızca taşınmaz malikine tebligat yapıp, fiili yapı sahibine bildirim yapmadan işlem tesis etmektedir.
Bu durumda, savunma hakkı kısıtlandığından yıkım kararı iptal edilir.

c) Aykırılığın Giderilmesi İçin Süre Verilmemesi

İmar Kanunu’na göre, belediye, tespitten sonra ilgilisine “aykırılığı gidermesi için uygun süre” vermelidir.
Bu süre verilmeden alınan yıkım kararları, usul eksikliği nedeniyle iptale konu olur.
Danıştay’ın yerleşik içtihadına göre, bu süre makul olmalı ve yazılı bildirimle tebliğ edilmelidir.

d) Gerekçesiz veya Belirsiz Yıkım Kararları

Birçok belediye, yıkım kararlarında yalnızca “ruhsatsız yapı” veya “proje dışı imalat” ifadesini kullanmaktadır.
Ancak yıkım kararlarının, hangi kısmın hangi gerekçeyle yıkılacağı, hangi mevzuat hükmüne aykırılık bulunduğu açıkça belirtilmelidir.
Aksi takdirde karar, gerekçesizlik nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca iptal edilir.

e) Yıkım Yetkisinin Yanlış Makam Tarafından Kullanılması

Yıkım kararı, belediye encümeni tarafından alınmalıdır.
Uygulamada belediye başkanının veya fen işleri müdürlüğünün tek başına aldığı yıkım kararları görülmektedir.
Bu durumda, yetki unsuru sakatlandığından işlem hukuka aykırı hale gelir.

f) Yıkım Öncesi Savunma Hakkının Tanınmaması

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca herkesin hak arama ve savunma hakkı vardır.
Belediye, yıkım kararı vermeden önce ilgilisine savunma hakkı tanımalıdır.
Danıştay, bu hakkın tanınmamasını “ağır usul hatası” olarak nitelendirmekte ve işlemi iptal etmektedir.

g) Taşınmazın Mülkiyet Durumunun İncelenmemesi

Bazı belediyeler, tapuda kamuya ait taşınmazlar veya özel mülkiyetteki alanlarda yıkım kararı alırken mülkiyet statüsünü araştırmadan işlem yapmaktadır.
Oysa taşınmazın imar planındaki konumu ve mülkiyet durumu belirlenmeden alınan kararlar, yetki ve sebep yönünden sakat olur.


Sonuç

Belediyelerin yıkım kararları, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden ağır idari işlemlerdir.
Bu nedenle, tespit, mühürleme, tebligat, savunma hakkı ve gerekçelendirme aşamalarında yapılacak en küçük hata, işlemi hukuken sakatlar.

Danıştay’ın son yıllardaki kararlarında da görüldüğü üzere, belediyelerin yıkım kararlarının büyük bir kısmı, usul eksiklikleri nedeniyle iptal edilmektedir.
Dolayısıyla, yıkım işlemi tesis edilirken hem 3194 sayılı İmar Kanunu’nun emredici hükümleri hem de Anayasa’nın temel ilkeleri gözetilmelidir.


GÜNDÜZ HUKUK BÜROSU I Av. Arb. Ülker ALTUN GÜNDÜZ | Av. Arb. Semih GÜNDÜZ |

İcra Hukuku, İdare Hukuku, Ticaret Hukuku, (Kooperatifler, Şirketler), İş Hukuku, Aile Hukuku ve Tazminat Hukuku Alanlarında Ankara Merkezli hukuki destek ve danışmanlık sunar

.BİZE ULAŞIN : 0 312 271 50 80


Tags:

Yoruma kapalıdır.