Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ‘ nin 2024/1842 E. , 2024/4841 K. sayılı kararında :
Davacı kooperatif vekili; müvekkili kooperatifçe inşaatı devam eden kat irtifaklı bağımsız bölümlerin ferdileşmesi yapılarak tapuda bir kısım ortaklara devredildiğini, ancak davalının taahhüt ettiği sermaye payını ödemediği gibi, genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için kooperatiften istifa ettiğini, davalı adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın reddine karar verilmiş, istinaf Mahkemesi bu kararı bozmuştur.
Temyiz üzerine Yargıtay Dairesi tarafından aşağıdaki açıklamalarda bulunularak istinaf mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yani davacı kooperatifin davasının reddi gerektiği düşünülmüştür.
Bu kararın gerekçelerine göre istifa sonrası işlem ortaklığı devam ettirir.
1.1. Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden üyeye konut tahsisinin hatalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. 1163 Kooperatifler Kanunu’nun 8, 10, 11/son ve 17/son maddelerinde, açık kapı ilkesi kabul edilmiştir. Açık kapı ilkesi, iki yönlüdür. Üyelik şartları taşıyanların her zaman kooperatif üyesi olabilmeleri veya kooperatifin üyesi konumunda bulunanların ise üyelikten her zaman ayrılabilmeleri, açık kapı ilkesinin doğal bir sonucudur. Kooperatifin üyesi olabilmek için kooperatifi yetkili organlarınca alınmış bir karar olmasa dahi eylemli olarak kooperatif üyeliğinin benimsenmesi söz konusu olabilmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir (Dairemizin 17.10.2024 tarih ve 2024/836 E. – 2024/3550 K.).
1.2. Kooperatif üyeliğinin kabulü şartları, 1163 s. Kanun’un 8. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da kooperatifin bir kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi (ferdileştirme) ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 09.05.2014 tarih ve 2013/8780 E. – 2014/3626 K.).
1.3. Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi gereğince üyeler arasında eşit davranma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük karşısında kooperatif, aynı koşulları taşıyan üyeleri arasında eşit işlem yapmak yine yasa ve ana sözleşme ile Genel Kurul Kararlarını uygularken dürüstlük ilkesine uygun hareket etmek, çelişkili davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır.
1.4. Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi gereğince, ”Yapı Kooperatifleri, Anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması, ve ferdi mülkiyete geçirilip, konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi ile amacına ulaşmış sayılır ve dağılır… Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan Kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; Ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.” hükmü yer almaktadır.
2.1. Yukarıda yer verilen yasal hükümler ve dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Kooperatif lerde açık kapı ilkesi gereğince Kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımmi başka bir deyişle eylemli de olabilir. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere Kooperatifin bir üyeye konut tahsisi Kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğurur.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf muhasebe biriminin gönderdiği matbu yazıda ”Kooperatifinizin ortağıyım, payıma bütün ödemeleri yaptığım, adıma kayıtlı bulunan …. No.lu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağından, kooperatifinizden adıma çıkarılacak olan tapular dışında ayırca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkuller dışında hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan ve taahhüt ederim.” şeklinde üyelere gönderilen örnek istifa dilekçesinin 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davalı tarafından gönderilmiş olmasına rağmen davacı kooperatifçe, davalıya 41 gün sonra tahsis suretiyle dava konusu bağımsız bölümler tapuda kayıt ve tescil edilmiştir. Tapu belgelerine göre taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiştir.
2.2. Diğer yandan davalı kooperatifin, davacının kooperatifle ilgili genel giderler, alt yapı giderleri ve ortak giderler gibi yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla istifa ettiğini, istifanın yükümlülüklerden kaçınma amacını taşıdığını belirtmesine karşılık, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre kooperatifin üç blok halinde olan inşaatlarının tamamlandığı, devam eden inşaatın kalmadığı, A ve C bloklarda iskanın alındığı, diğer blokun iskan aşamasında olduğu, taşınmazların tahsis suretiyle üyelere 2.1. No.lu bentte belirtilen matbu istifanameyi imzalamak suretiyle tahsis ve tescillerinin yapıldığı, kooperatifin bu şekilde amacına ulaşmak ve istifa eden üyelere konutunu tapuda vermek suretiyle fiilen tasfiye aşamasına girdiği genel giderler dışında konut yapımı için aidat toplayan bir kooperatif olmadığı, dolayısıyla davacının kooperatife ait yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla istifa ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki davacı üyenin kooperatifin üst birliğe olan borcundan ve yönetim gideri gibi ortak giderlere katılma borcunu yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca üyelere gönderilen matbu istifa belgesinin üyelik haklarından kaynaklanan konutların tahsisinden sonra kooperatife ait diğer taşınmazlarla ilgili hak iddia edilmemesi, bir başka deyişle üyenin de kooperatifi ibrası niteliğinde olduğu içeriği itibariyle kooperatifin üyeden, üyenin de kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği, istifanın üyelikten yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımadığı anlaşılmaktadır.
2.3. Davalı kooperatifin, çelişkili davranışlarda bulunduğu, üyeden kooperatiften istifa ve kooperatifi ibra ettiği takdirde kendisine konut tahsis ve tescilinin yapılacağının belirtilmesine karşılık istifa sonrası konutu geri istediği, Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi gereğince, yapı kooperatiflerinin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların veya işyerlerinin üyeler adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılarak dağılacağı bu nedenle istifa ve ihraç suretiyle ortaklıktan ayrılan üyelere tahsis edilen konut veya işyerlerinin çıkma veya çıkarılma nedeniyle geri alınamayacağı varsa ortak giderlerin istenebileceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
2.4. Yukarıda açıklanan tüm gerekçeler göz önünde bulundurularak davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek gerekirken İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yoruma kapalıdır.