Boşanma davalarında en çok uyuşmazlık yaratan konulardan biri ziynet eşyalarının kime ait olduğu ve iadesinin kim tarafından talep edilebileceğidir. Özellikle düğün sırasında hem gelin hem de damada takılan altın ve takıların hukuki niteliği, son yıllarda Yargıtay kararlarıyla daha net bir çerçeveye oturtulmuştur.
Türk hukukunda temel ilke, ziynet eşyalarının kural olarak kadına ait olduğu yönündedir. Ancak bu ilke mutlak değildir; takının kime takıldığı, kim tarafından takıldığı ve tarafların ortak iradesi gibi unsurlar önem taşımaktadır.
Ziynet Eşyası Kavramı ve Genel Kural
Ziynet eşyası; düğün, nişan veya benzeri özel günlerde takılan ekonomik değer taşıyan altın ve takıları ifade eder. Bunlar arasında bilezik, çeyrek altın, cumhuriyet altını, kolye ve benzeri takılar yer alır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre düğünde takılan ziynetler kural olarak kadına bağışlanmış sayılır. Bu bağış karinesi, özellikle gelin üzerinde takılı olan ve kadına özgü kabul edilen takılar bakımından uygulanır.
Erkeğe Takılan Ziynet Eşyaları Kadının mıdır?
Yargıtay’ın güncel kararlarıyla birlikte bu konuda önemli bir ayrım yapılmıştır:
1. Kadına takılan ziynetler
Kadına takılan bilezik, kolye, küpe gibi takılar kural olarak kadına ait kabul edilir. Bunların erkek tarafından iade edilmemesi durumunda kadın ziynet alacağı davası açabilir.
2. Erkeğe takılan takılar
Düğünde damada takılan altın ve paraların hukuki niteliği ise farklı değerlendirilir.
Yargıtay’ın yerleşik ve güncel yaklaşımına göre:
* Erkeğe takılan ziynetler, kural olarak erkeğe bağışlanmış sayılır.
* Bu nedenle otomatik olarak kadına ait kabul edilmez.
* Kadının bu takılar üzerinde hak iddia edebilmesi için buna özel durum veya anlaşma ve bunun ispatı gerekir.
Yani “erkeğe takılan her altın kadına aittir” şeklinde bir karine (kural) kabul edilmemektedir.
Yargıtay’ın Güncel İçtihat Yaklaşımı
Son yıllarda Yargıtay, özellikle şu ayrımı netleştirmiştir:
* Kadına takılan ziynetler → kadının kişisel malı kabul edilir
* Erkeğe takılan ziynetler → kural olarak erkeğin kişisel malıdır
Ancak bunlara istisnai durumlar bulunabilir. Bu konularda özel değerlendirme yapılası gerekir.
Ziynet Alacağı Davasında İspat Yükü
Ziynet davalarında en kritik unsur ispat yüküdür. Genel kural şudur: Ziynetlerin varlığını ve kendisine ait olduğunu iddia eden taraf ispatla yükümlüdür.
Ziynet Davasının Hukuki Niteliği
Ziynet alacağı davaları aile hukukundan doğan alacak davalarıdır ve Aile Mahkemesi görevli mahkemedir.
Bu davalarda:
* Tanık beyanları,
* Düğün videoları,
* Fotoğraflar,
* Banka kayıtları
en önemli deliller arasında yer alır.
Mahkemeler çoğu zaman ziynet miktarını düğün görüntülerine göre belirlemektedir.
Zamanaşımı ve Talep Hakkı
Ziynet alacakları için genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Boşanma davası sırasında veya sonrasında ayrıca ileri sürülebilir.
Sonuç
Güncel Yargıtay kararları dikkate alındığında ziynet eşyalarında temel ayrım açık şekilde ortaya konulmuştur. Kadına takılan ziynetler kural olarak kadına ait kabul edilirken, erkeğe takılan altın ve takılar kural olarak erkeğe ait sayılmaktadır.
Ancak her somut olayın özellikleri, tarafların iradesi ve takıların kullanım amacı bu genel kuralı değiştirebilir. Özellikle ortak yaşam amacıyla kullanılan veya bağış iradesi ortak olan ziynetler bakımından farklı hukuki sonuçlar doğabilmektedir.

Yoruma kapalıdır.